|
|
Ebu Derda Radıyallahu Anh anlatıyor Resullah Aleyhisalatu Vesselam buyurdularki:
ALLAH (CC) HAZRETLERİ HASTALİGİDE İLACIDA İNDİRMİŞTİR VE HER HASTALİGA BİR İLAÇ VERMİŞTİR ÖYLEYSE TEDAVİ OLUN ANCAK HARAM OLAN ŞEYLE TEDAVİ OLMAYIN DİYE BUYURMUŞTUR
(EBU DAVUD ,TIBB 11.3874)
ASTİM BRONSİT
Tedavisi Mümkün olan Bir
Hastalıktır…
Astım akciğerlerinizde meydana
gelen kronik bir rahatsızlık olup, iki farklı boyutu vardır:
Daralma(Constriction)
Akciğerlerinizdeki hava yollarının etrafındaki kaslar
beraberce kasılır veya daralır. Bu daralmaya genel olarak
“bronkokonstriksiyon” denir, ve akciğerlerinizin nefes alıp
vermesini zorlaştırabilir.
İltihaplanma(Inflammation)
Astım hastasıysanız, akciğerlerinizde bulunan hava
yollarınız genelde şişik ve rahatsızdır. Nöbet başladığı
zaman daha da şişer ve rahatsızlanır. Doktorunuz bu şişme ve
rahatsızlıktan “iltihaplanma” olarak bahsedebilir.
İltihaplanma, ciğerlerinizden alıp verebildiğiniz hava
miktarında azalmaya sebep olabilir.
Daralma ve iltihaplanma; hırıltılı solunum, öksürük, göğüs
darlığı ve nefes darlığı gibi semptomlara yol açabilir.
Ayrıca, tedavi edilmediği takdirde, astım uzun vadede
akciğer işlevlerinin kaybına da sebep olabilmektedir.
Astımınız varsa ve herhangi bir tetikleyiciye maruz
kalırsanız, akciğerlerinize giden hava yolları her
zamankinden daha çok şişerek iltihaplanır ve nefes almanız
zorlaşır. Hava yollarını çevreleyen kasların daralması
sonucu hava yolları da kasılır ve mukoza oluşması nedeniyle
“tıkanırlar”.
Astım semptomlarınızın alevlenmesine yol açan birtakım
tetikleyiciler vardır. Bunların arasında alerjiler,
enfeksiyonlar ve eviniz veya ofisinizde maruz
kalabileceğiniz kuvvetli koku veya buharlar olabilir.
Herhangi bir tetikleyiciye maruz kalıp tepki verdiğiniz
zaman, hava yollarınız diğer tetikleyicilere karşı daha da
hassaslaşır. Bundan dolayı, astımınızı sürekli olarak
kontrol altında tutmanız önemlidir. Semptomlarınızın
kuvvetli olmadığı zamanlarda bile hava yollarınız iltihaplı
kalabilir.
Belirtileri:
Astımınız kontrol altında olmadığı zamanlarda neler
yaşıyorsunuz? Nefes alırken ötme sesi mi çıkarıyorsunuz?
Göğsünüzde darlık mı hissediyorsunuz? Çoğu astımlı hasta
aşağıdaki klasik semptomların bir veya daha çoğunu yaşar:
Ötme Sesi - Nefes verirken çıkan ıslığa benzer ses.
Öksürük - Bir türlü kesilmeyen ve geceleri başlayan veya
daha da kötüleşen bir öksürük
Göğüs Darlığı - Göğsünüzün çevresi halatla sıkılıyormuş gibi
bir his
Nefes Darlığı - İncecik bir kamıştan nefes almaya
çalışıyormuş, hatta hiç nefes alamıyormuş gibi bir his.
Özellikle nefes vermekte zorluk.
Yukarıda sayılan semptomlar doktorunuzun önerdiği tedavi
planına uymadığınız (hatta bazen uyduğunuzda bile)
durumlarda oluşabilir.
Astımın temel gerçeği şudur: Astım hiç yakanızı bırakmayan
sessiz ve sinsi bir rahatsızlık olabilir. Semptomlarınız
olmadığı zamanlarda bile hava yollarınız daralmış ve
iltihaplı olabilir. Bu yüzden de kendinizi iyi hissediyor
olsanız bile astımı sürekli olarak kontrol altında tutmak
büyük önem taşır. Tedavi edilmediği durumlarda, astımın uzun
vadede akciğer işlevi kaybına yol açtığını gösteren
kanıtların sayısı artmaktadır.
Astım tetikleyicileri:
Astım tetikleyicileri, çevrenizde bulunan ve astım
semptomları veya astım nöbeti yaşamanıza neden olabilecek
şeylerdir. Astım semptomlarınızı alevlendirebilecek çeşitli
tetikleyiciler vardır ve bunlar insandan insana farklılık
gösterir. Siz tetikleyicilerinizi belirleyip bunlardan uzak
kalarak, rahatsızlık veren astım semptomlarını
önleyebilirsiniz. Tetikleyicilerinizi tanıyıp, belirleyip
bunlardan kaçınmak, astımınızı başarıyla kontrol altına
alabilecek detaylı bir eylem planının parçası olmalıdır.
Astım tetikleyicilerinin tümünden kurtulmak mümkün
olmayabilir. Yine de, onları ev ve iş ortamınızda
olabildiğince kenidinizden uzak tutmalısınız. Bu sayede, çok
daha az astım semptomu veya nöbeti geçirerek daha sağlıklı
bir yaşam sürebilirsiniz.
Sigara
Evinizde ve etrafınızda sigara içilmesine izin vermeyin,
bilhassa yatak odası ve arabanızda. Dumanaltı alanlardan
uzak durun.
Toz Böcekleri
Toz böcekleri, kumaş ve halılarda yaşayan, gözle görülmeyen
hayvancıklardır.
Yatak ve yastığınızı toz geçirmeyen özel bir kılıfla
kaplayın.
En az 5 yılda bir eski yastıklarınızı yenileri ile
değiştirin.
Yatağınızdaki çarşaf ve yorganları her hafta sıcak suda
yıkayın. Suyun ısısı 55 dereceden yüksek olmalıdır (ev
tozları bu ısıda ölür).
Yatağınızın tozlanmaması için, gündüzleri tüm yatağı
kaplayan bir yatak örtüsü serin. Gece örtüyü başka bir odaya
koyun.
Ev Hayvanları
Bazı insanlar tüylü hayvanların derilerinden dökülen
maddeler veya kurumuş tükürüğe karşı alerjik olabilmektedir.
Eğer sizin için de durum böyle ise;
Hayvanınız varsa ona yeni bir ev bulun veya baştan evinize
sokmayın. Bunu yapmak çok zor olabilir. Ama hayvanlara
alerjiniz varsa, astımınızı kontrol altına almanın en iyi
yolu bu olacaktır.
Evinizde hayvan bulunmasına engel olamıyorsanız hiç olmazsa
yatak odanıza sokmayın ve yatak odasının kapısını sürekli
kapalı tutun.
Yatak odanızdaki klima mazgallarına filtre taktırmayı
deneyin.
Evinizdeki halıları ve varsa mobilyaların üzerine attığınız
kumaşları kaldırın. Bu mümkün değilse, hayvanı evde bunların
olduğu odalara sokmayın.
Hamamböcekleri
Astımı olan birçok kişi hamam böceklerinin kuru döküntü
ve dışkılarına alerjiktir.
Yatak odanızda yiyecek bulundurmayın.
Yiyecek ve çöpü kapalı kutularda bulundurun (gıda
maddelerini asla dışarıda bırakmayın).
Tuzaklar ve ilaçlar ile hamamböceklerini yokedin.
Hamam böceklerini öldürmek için sprey kullanıyorsanız, koku
geçene kadar o odaya girmeyin.
Ev Küfü
Damlayan musluk, boru ve diğer su kaynaklarını onarın.
Küflü yüzeyleri çamaşır suyu içeren bir temizlik maddesi ile
silin.
Küflenmiş banyo perdelerini yıkayın veya yenileyin.
Duman, Kuvvetli Kokular ve Spreyler
Mümkünse odunlu soba, kerosenli ısıtıcı kullanmayın ve
şömine yakmayın.
Parfüm, talk pudrası, saç spreyi ve boya gibi kuvvetli koku
ve spreylerden uzak durmaya çalışın.
Polen veya Açık Hava Küfleri
Alerji mevsimi süresince aşağıdakileri yapmaya çalışın:
Pencereleri kapalı tutun.
Mümkünse, öğlen ve öğleden sonra saatlerinde evde kalın ve
pencereleri kapalı tutun. Polen ve bazı küf tipleri bu
saatlerde çok yoğundur.
Alerji mevsimi başlamadan önce astım tedavinizde herhangi
bir ayarlama gerekip gerekmediği konusunda doktorunuza
danışın.
Spor
Astımınız olsa da aktif bir yaşam sürebilirsiniz. Egzersiz,
spor, oyun veya yoğun çalışma gibi aktivitelerde bulunurken
astım semptomları yaşıyorsanız doktorunuzla görüşün.
Egzersiz yapmaya başlamadan önce semptomları önlemek
amacıyla herhangi bir ilaç alma konusunda doktorunuza
danışın.
Egzersize başlamadan önce 6 ila 10 dakika boyunca gerilerek
veya yürüyerek ısının.
Hava kirliliği ve polen düzeylerinin (polene alerjiniz
varsa) yüksek olduğu zamanlarda açık havada çalışmayın veya
başka bir aktivitede bulunmayın.
Soğuk Algınlığı ve Enfeksiyonlar
Soğuk algınlığı ve enfeksiyonlar astımınızı tetikliyorsa,
kendinizi hasta hissettiğiniz zamanlarda nasıl bir tedavi
planı uygulamanız gerektiği konusunda doktorunuz ile
görüşün. Ayrıca aşağıdakileri deneyebilirisiniz:
Grip aşısı olun.
Bol bol dinlenin, dengeli beslenin, düzenli olarak egzersiz
yapın, bol sıvı tüketin, ve soğuk algınlığı olanlardan uzak
durarak sağlıklı kalmaya çalışın.
Hava
Soğuk ve rüzgarlı günlerde ağız ve burnunuzu bir atkıyla
kapatın.
Polen ve küf alerjiniz varsa, polen ve küf düzeylerinin
yüksek olduğu günlerde sokağa çıkmamaya çalışın (hava
raporlarını takip edin).
Diğer Tetikleyiciler
Sülfitli gıdalardan uzak durun: Örneğin, astım
semptomlarına neden oluyorsa, bira veya şarap içmeyin,
karides, kuru meyve, veya işlenmiş patates yemeyin.
Alerjik Astım
Alerjik astım, polenler veya hayvan dışkısı gibi
alerjenlere karşı alerjik bir tepki olarak tetiklenir. Bu
tip astım hastalarının kendileri veya ailelerinde alerji
(örneğin, saman nezlesi) ve/veya egzema (kaşıntılı,
kızartılı ve su toplaması gibi sonuçlar doğuran bir cilt
problemi) geçmişi vardır.
Mevsimsel Astım
Alerjik astımın bir şekli olan mevsimsel astım, havaya polen
bırakan ağaçlar, çimen ve çiçekler tarafından
tetiklenebilir. Örneğin, bazı insanların astımı ilkbaharda
bitkiler çiçek açarken daha kötü olur. Bazı insanlar ise
yazın son dönemleri ve sonbaharın başlarında yapraklar küf
tuttuğunda daha çok sorun yaşar.
Alerjik Olmayan Astım
Bazı astım hastalarının nöbetleri alerji kökenli olmaz. Bu
kişilerin semptomları ve hava yollarında oluşan
değişiklikler alerjik astımı olanlarla aynı olsa da,
astımlarını tetikleyen şey alerji değildir. Ancak, astımı
olan birçok kişi gibi, tütün dumanı, tahta dumanı, oda
deodorantları, çam kokuları, taze boya, ev ve temizlik
ürünleri, mutfaktan gelen kokular, iş yerinde bulunan
kimyasallar, parfümler ve hava kirliliği gibi havadan
solunan bir veya daha fazla alerjik olmayan rahatsız edici
madde yüzünden astım nöbeti geçirebilirler. Nezle veya grip
gibi sıradan solunum enfeksiyonları veya sinüs enfeksiyonu
da semptomların ortaya çıkmasına neden olabilir. Egzersiz,
soğuk hava, hava sıcaklığında ani değişimler, ve hatta
gastroözofageal reflü bile alerjik kökenli olmayan astım
hastalarının semptomlarını tetikleyebilir.
Spor/Egzersiz Kökenli Astım
Egzersiz kökenli astım, egzersiz veya benzeri fiziksel
aktivitelerden tetiklenen astım semptomları anlamına gelir.
Bu semptomlar genelde egzersiz esnasında veya hemen
sonrasında fark edilir. Bu tip astım hastalarının kışın açık
havada spor yapmaları özellikle yanlıştır.
Gece Astımı
Astımı olan her kişide olabilir. Gecenin ortasında,
genellikle saat 2 ila 4 arasında kötüleşen astım
semptomlarına bu ad verilir.
Astım semptomlarının gece daha da kötüleşmesine neden olan
şeyler arasında sinüs enfeksiyonları ve ev tozları, veya
hayvan döküntülerinin neden olduğu burun akıntıları da
sayılabilir. Vücut saatinizin de burada bir rolü olabilir.
Vücudunuzun astımla savaşmak için ürettiği adrenalin ve
steroid gibi maddeler sabah saat 4 ve 8 arasında en düşük
düzeydedirler. Bunun sonucunda, astım semptomlarının bu
saatlerde nüksetmesi daha kolaydır.
Kronik Obstrüktif, Amfizem,
Kronik Bronşit Akçiğer Hastalığı (KOAH)
Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH)
1. Tanım
KOAH akciğerin zararlı gaz ve partiküllere karşı anormal
enflamatuar yanıtı sonucu ortaya çıkan tıkayıcı ve
ilerleyici bir akciğer hastalığıdır. Ekspirium (nefes verme)
sırasında havayollarında ortaya çıkan çökme ve aşırı
bronşial ifrazat havayollarında daralmaya neden olarak hava
akım hızını azaltmakta ve bu olay sürekli olarak şiddetini
arttırarak hastanın yaşam kalitesinde bozulmaya yol
açmaktadır. Bu tanımdan da anlaşıldığı gibi KOAH'ta
havayollarında meydana gelen değişikler geri dönüşümsüzdür
ve sürekli ilerleyici karakter gösterir.American Thoracic
Society'nin tanımına göre KOAH, Kronik bronşit ve amfizeme
bağlı hava akımı kısıtlaması ile karakterizedir. Yine aynı
derneğin tanımlamasına göre Kronik bronşit, birbirini
izleyen iki yıl içersinde bir başka nedene bağlanamayan ve
en az 3 ay süren kronik öksürük ve balgam çıkarma olarak
ifade edilebilir. Amfizem ise akciğerin en uç noktalarında
yer alan ve atmosfer havasından Oksijeni alıp kandaki Karbon
dioksiti havaya vermemizi sağlayan alveolerin (küçük hava
kesecikleri) anormal ve kalıcı genişlemesidir. Bu 2
hastalığın akciğerde yerleştiği alan ve yapmış oldukları
kalıcı değişiklikler farklı tipte olmakla beraber KOAH,genellikle
kronik bronşit ve amfizemin değişik oranlarda birlikteliği
ile karakterizedir.
2. Dünyada ve ülkemizde KOAH'nın boyutu nedir ?
Tüm dünyada ciddi bir ölüm nedeni olan bu hastalık
yüzünden her yıl yaklaşık 2,5 milyon kişi yaşamını
yitirmektedir.Bu hastalalığın 2020 yılında küresel yük
açısından ilk 5. sıraya yerleşeceği tahmin
edilmektedir.ABD'de 1968-1995 arası yaşa uyarlanmış ölüm
oranlarının seyrine bakıldığında,koroner kalp hastalığı,
inme, diğer serebrovasküler hastalıklar ve bunların dışında
kalan diğer tüm ölüm nedenlerinde azalma izlenirken, aynı
dönemde KOAH nedenli ölüm oranlarında ciddi bir artış olduğu
(% 163) saptanmıştır. KOAH bugün tüm dünya genellinde ölüm
nedenleri arasında 6. sırada yer almaktadır ve 2020 yılında
3. sıraya yerleşeceği öngörülmektedir. Ülkemizde elimizde
kesin sayısal veriler olmamakla birlikte yaklaşık 2,5-3
milyon KOAH hastası olduğu tahmin edilmektedir.
3. KOAH için risk faktörleri
KOAH için risk faktörleri astımda olduğu gibi genetik ve
çevresel olmak üzere 2 grupta ele alınabilir. Yandaki
tabloda görülen risk faktörlerinden en önemlisi sigara
kullanımıdır. Gelişmiş ülkelerde KOAH gelişiminden sorumlu
en büyük risk faktörü sigara iken gelişmekte olan ülkelerde
sigaranın yanısıra çevresel ve mesleki zararlı gaz ve
partiküllere ya da hava kirliliğine maruz kalma da önemli
oranda KOAH gelişiminden sorumlu tutulmaktadır. Örneğin
ülkemizde bazı kırsal alanlarda yakıt olarak kullanılan
tezek dumanı KOAH için risk faktörü olarak ele alınmalıdır.
Aktif sigara kullanımı KOAH için bilinen en önemli risk
faktörüdür. Sigara içenlerde KOAH gelişme riski içmeyenlere
göre 10-25 kat daha fazladır. Aktif sigara içenlerin
sigarayı bıraktıklarında solunum fonksiyon testlerindeki
yıllık kayıp hızı, sigara içmeye devam edenlere göre ileri
derecede azalmaktadır. Sigarayı bırakma yaşı ne kadar erken
olursa solunum fonksiyon testlerindeki bozulma hızı o
derecede yavaşlamaktadır. Bugün sigara içenlerin yaklaşaık %
15-20 kadarında KOAH geliştiği bilinmektedir.
Mesleksel maruziyet de KOAH için önemli risk faktörüdür.
Havalandırması kötü, korunma önlemlerinn uygulanmadığı
dumanlı ve tozlu işyerlerinde çalışanlarda KOAH gelişimi
için normal popülasyona göre daha yüksek risk
taşımaktadırlar.
4. Hastalığa ait belirti ve bulgular
Hastalığın ilk belirtileri öksürük ve balgam çıkarmadır.
KOAH hastalarının büyük çoğunluğu aynı zamanda sigara
tiryakisi olduğundan öksürük ve balgam yakınması başlangıçta
hasta tarafından sigaradan oluyor düşüncesi ile önemsenmez.
Oysa bu dönemde hastalığa tanı konulması hastanın geleceği
açısından son derece önemlidir. Erken dönemde sigaranın
bırakılması ile hastalık belirtileri gerileyebilir ve
hastalık gelişimi durabilir. Öksürük genellikle sabahları
daha fazla ve arka arkayadır.Kronik bronşitin ön planda
olduğu KOAH olgularında çoğu kez öksürükle birlikte balgam
çıkarma da vardır. Hastalığın bu dönemde fark edilmemesi ve
sigaraya devam edilmesi neticesinde hastalık ilerler ve
hışıltılı solunum, nefes darlığı gibi yakınmalar ortaya
çıkar. Ayrıca bazı hastalarda balgamla birlikte hafif
hemoptizi(kan tükürme) olabilir.Ön planda amfizemin yer
aldığı KOAH olgularında ise hastalar en fazla nefes
darlığından yakınırlar. Bu gruptaki hastalarda hışıltılı
solunum, öksürük ve balgam çıkarma yakınmaları daha
seyrektir. Yine amfizemin ön planda olduğu KOAH hastaları
genellikle astenik, ince yapılı tiplerdir. Buna karşın Kr.bronşitin
ön planda olduğu KOAH hastaları tıknaz kısa boylu
yapıdadırlar. KOAH'ın ağır ve çok ağır formlarında kandaki
Oksijen miktarında azalma ve buna bağlı siyanoz ve en
nihayetinde sağ kalp yetersizliğine bağlı, ayaklarda şişme
gibi belirtiler ortaya çıkar.
5. Hastalığın tanısı
Sigara kullanımı,zararlı gaz ve partiküllere maruziyet
veya genetik risk faktörleri varlığı ile birlikte kronik
öksürük, balgam çıkarma ve nefes darlığı gibi semptomlar ile
başvuran hastalarda standart akciğer grafisi ve solunum
fonksiyon testleri yapılmalıdır. Standart akciğer grafisinde
KOAH'na ilişkin bulgular saptanabilmekle beraber yukarıdaki
şikayetlere neden olabilen akciğer kanseri, bronşektazi gibi
diğer akciğer hastalıklarının tanısı da konulabilir.Solunum
fonksiyon testleri ise KOAH tanısının objektif olarak
kesinleştirilmesini ve hastalığın varlığı durumunda ağırlık
derecesinin belirlenmesini sağlar. Bu tetkikleri dışında EKG
ve tam kan sayımı gibi yardımcı tanı yöntemlerine de
başvurulabilir.
KRONİK OBSTRÜKTİF AKCİĞER HASTALIĞI
“KOAH, kronik bronşit ve amfizeme bağlı olarak gelişen
hava akımı obstrüksiyonunun varlığı ile karekterize bir
hastalıktır; hava akımı obstrüksiyonu genellikle
progressiftir, havayolu hiperreaktivitesi ile birlikte
olabilir, kısmen reversibl olabilir.”
“Kronik Bronşit, birbirini izleyen iki yıl, her yıl üç ay
süreyle, kronik öksürüğe ait başka bir neden olmaksızın
kronik prodüktif öksürük olmasıdır.”
“Amfizem, terminal bronşiollerin distalindeki hava
yollarının belirgin fibrozis olmaksızın, duvar harabiyeti
ile birlikteki anormal kalıcı genişlemesidir. Harabiyet
respiratuvar havayollarının üniform bir şekilde olmamasıdır;
asinüs ve komponentlerinin düzgün görünümü bozulmouştur veya
tamamen kaybolmuş olabilir.”
Kronik bronşit klinik, amfizem anatomik olarak
tanımlanmaktadır.
Tanımlardan anlaşılacağı üzere KOAH’ta hava akımı
sınırlanması irreversibl’dır. Ancak reversibl komponentin
olması tanıyı ekarte ettirmez. Böyle durumlarda özellikle
yaşlılarda kronik astma ile ayrımı zor olabilmaktedir.
KOAH’lı hastalarda kronik bronşit, amfizem ve astma
arasındaki ilişki Venn diyagramında görülmektedir. Bu
diyagrama göre hava akımı obstrüksiyonunun tamamen reversibl
olduğu astma hastaları (alan 9) KOAH grubuna dahil
edilmemektedir. Ancak kısmi reversibilitesi olan, kr.
Bronşit ve/veya amfizem komponentlerini de içeren astmalı
hasta grubu (alan 6, 7, 8) KOAH tanımına girmektedir. Hava
akımı obstrüksiyonu ile birlikte bulunan kronik bronşit ve
amfizem genellikle birlikte bulunmaktadır (Alan 5). Sigara
dumanına maruziyette olduğu gibi bir kısım astma vakalarında
kronik bronşitin belirtisi olan prodüktif öksürük olabilir
(Alan 6). ABD’de bu hastalara sıklıkla “Astmatik Bronşit”
veya “KOAH’ın astmatik formu” denir. Hava akımı
obstrüksiyonu bulunmayan kronik bronşit ve/veya amfizemli
hastalar KOAH hastası sayılmaz. Kistik fibrozis, bronşektazi,
obliteratif bronşiolit ve bazen LAM, Histiositozis X gibi
spesifik etyolojiye bağlı, kronik hava akımı obstrüksiyonu
bulunan hastalıklar KOAH tanıma alınmaz (Alan 10).
EPİDEMİYOLOJİ:
MORBİDİTE
Prevalans ile ilgili bilgilerimiz sınırlıdır. ABD’de 14
milyon KOAH hastası olduğu, bunların yaklaşık 12.5
milyonunun kr. bronşit, 1.65 milyonunun ise amfizem olduğu
tahmin edilmektedir. KOAh’lı hasta sayısının 1982’den 1995’e
kadar %41.5 arttığı saptanmıştır. Populasyon temelli
çalışmalarda kronik havayolu obstrüksiyonu ve amfizem tanısı
erişkin beyaz erkeklerde %4-6 ve erişkin beyaz kadınlarda
%1-3 bulunmuştur.
Ülkemizde 1992 yılı için Kr. Bronşit, Amfizem ve Astma için
hastaneye yatış oranı 141.5 /100 000 bulunmuştur. KOAH
morbiditesi erkeklerde daha yüksektir. Özellikle 45 yaşın
üzerinde fark artmaktadır. Bu fark erkeklerin daha sıklıkla
sigara içmesine ve daha sık mesleki maruziyetine
bağlanmaktadır. Sigara içiminin kadınlarda giderek artması
nedeniyle yakın gelecekte kadın erkek farkının azalacağı
tahmin edilmektedir.
MORTALİTE:
Günümüzde KOAH’a bağlı ölümler gittikçe artmaktadır.
1966-86 yılları arasında kalp ve serebrovasküler
hastalıklara bağlı ölüm hızları %45 ve %58 oranında
azalırken KOAH nedenli ölüm hızları %71 artmıştır.
1991’de ABD’de ölüm nedenleri arasında 4. sırayı almıştır ve
85,544 ölüm olmuştur ve ölüm hızı 18.6 / 100,000 olarak
bulunmuştur. 1985’te tüm ölümlerin 3.6’sı KOAH’a bağlı iken
%4.3 ölümde katkıda bulunan faktördür. KOAH ileri yaş
grubunun hastalığıdır. 1985 yılında KOAH nedeniyle ölen
olguların %95’inden fazlasının 55 yaşın üzerinde olduğu
saptanmıştır.
55 yaşın altında mortalitede kadın erkek arasında fark
yokken, bu yaştan sonra erkeklerde artmakta ve 70 yaş
civarında 2 katının üzerine ulaşmaktadır.
Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 1994’te ülkemizdeki tüm
yataklı tedavi kurumlarına A93 (Astma, Kr. Bronşit, Amfizem)
kodu ile 98,897 hasta yatırılmış ve bunların 1328’i (% 1.34)
ölmüştür. Buna göre mortalite (kaba ölüm hızı) yüzbinde
2.2’dir. 1994’te hesaplanan kaba ölüm hızı yüzbinde 760 ve
yataklı tedavi kurumlarındaki kaba ölüm hızı ise yüzbinde
115.6’dır. Buna göre düzeltilen KOAH mortalitesi yüzbinde
14.5 olacaktır. Bu değer ABD’den bildirilen değerlere daha
yakındır.
RİSK FAKTÖRLERİ
Patogenezin anlaşılması ve çevresel faktörlere önlem
alınması açısından önemlidir.
Bilinen en önemli risk faktörü sigaradır.
Kesinlik Derecesi
Çevre Faktörleri
Konakçı Faktörleri
Kesin
Sigara
mesleki maruziyet
Alfa-1 Antitirpsin eksikliği
Büyük Olasılıkla
Hava kirliliği
Sosyoekonomik durum
Alkol
Çocuklukta pasif sigara içiciliği
Diğer mesleki maruziyet
Düşük doğum ağırlığı
Çocukluk solunum enfeksiyonları
Atopi (IgE yüksekliği)
Bronş hiperreaktivitesi
Aile öyküsü
Tahmin Edilen
Adeno virüs enfeksiyonları
Diyette Vit. C eksikliği
Genetik predispozisyon
A grubu kan
Non-sekretuar IgA
KOAH gelişme riskinin %80-90’ından sigara tek başına
sorumludur. %10’dan azında alfa-1 antitripsin sorumludur.
Normal serum AAT miktarı olan (150-350 mg/dl) Pi MM fenotipi
Avrupa nüfusunun %90’ını oluşturmaktadır. Pi ZZ fenotipinde
serum AAT normalin %16’sıdır ve bunlarda amfizem gelişir.
Koruyucu etkiyi sağlayan düzey (80 mg/dl) normal serum
düzeyinin %35’idir. Bu nedenle Pi SZ heterozigotlarda AAT
ara düzeylerdedir ve KOAH gelişimi için önemli bir risk
faktörü sayılmaz.
AAT Eksikliği Araştırma Endikasyonları
1. Sigara içmeyen KOAH’lı kr. Bronşit hastaları
2. Risk faktörü olmaksızın bronşektazi varlığı
3. 50 yaşından önce başlayan KOAH
4. Bazal amfizem olması
5. Özellikle 50 yaş altında düzelmeyen Astma
6. AAT yetmezliği ve 50 yaş altında KOAH aile öyküsü
7. Risk faktörü olmaksızın Siroz
Toz, duman ve gazlara mesleki maruziyet de KOAH için önemli
risk faktörüdür. Kadmiyum, silika ve tozlar için bu durum
belirlenmiştir. Sigara ve hava kirliliği ile birlikte etki
artmaktadır. KOAH riskinin yüksek olduğu meslekler maden
işçiliği, metal işçiliği, ulaşım sektörü, odun/kağıt imalat
sanayii, çimento, tahıl ve tekstil işçiliğidir. Silika
nedeniyle altın madeni işçilerinde risk kömür madeninden
fazladır.
DOĞAL SEYİR VE PROGNOZ
KOAH hastalarına genellikle geç dönemlerde tanı
konulmaktadır. Düşük FEV1 değerlerinde bile hastalar
semptomsuz veya az semptomlu olabilirler. Bu nedenle tarama
amaçlı spirometrik tetkikler önemlidir.
KOAH’ta yaşam süresini kısaltan faktörler
İleri yaş
Sigarayı bırakmamak
FEV1 < %50
FEV1’deki azalmanın hızlı olması
Bronkodilatörlere cevabın az olması
Hipoksemi
Kor pulmonale
Birçok çalışmada sigara içmeyen sağlıklı kişilerde 30 yaştan
sonra FEV1 değerinde her yıl 20-30 ml azalma olduğu
saptanmıştır. Sigara içenlerde ise bu azalma %10-20 daha
fazladır. Yoğun sigara içicilerinde ise daha fazladır. KOAH
hastalarında ise 48-91 ml’dir. Bu nedenle FEV1 veya FEV1/FVC
değerleri %70’in altında olan kişiler ilerde KOAH hastası
olabilecekleri konusunda uyarılmalıdırlar.
Hafif havayolu obstrüksiyonu olan hastaların prognozu
genellikle iyidir. FEV1 değeri > %50 olan hastaların yaşam
süresi obstrüksiyonu olmayan sigara içicilerine yakındır.
Ancak ağır obstrüksiyonu olan ve hiperkapnisi olanlarda
prognoz kötüdür. FEV1 değeri 1lt’nin altında olanlarda 5 yıl
yaşam yaklaşık %50’dir.
PATOLOJİ VE PATOGENEZ
Hastalığın ortaya çıkmasında en önemli faktör uygun genetik
yapıdır.
Uygun Genetik Yapı +
Risk Faktörleri =
KOAH
Atopi, IgE yüksekliği,
havayolu hiperreaktivitesi, AAT eksikliği
Sigara, tozlar, enfeksiyon vs.
Patolojik değişiklikler büyük havayolları, küçük hava
yolları ve akciğer parankimine aittir.
Büyük Hava Yolları
Mukus hipersekresyonunun çoğunluğu büyük havayollarından
kaynaklanır. Goblet hücrelerinde yapısal genişleme ve sayıca
artış (hipertrofi ve hiperplazi) vardır. Fokal squamöz
metaplazi ve düz kas hipertrofisi de bulunabilir. Erken
dönemlerde bile havayollarında inflamasyon vardır. Mukozada
başlıca mononükleer hücreler, bronşial sıvıda başlıca
nötrofiller olmak üzere eozinofiller de bulunmaktadır. İleri
dönem KOAH’ta kartilaj atrofisi saptanmıştır.
Küçük Havayolları
KOAH’ta havayolu direnci artışının başlıca yeri küçük
bronşlar ve bronşiollerdir. Goblet hücre sayısında artma (metaplazi),
intraluminal mukusta artma, inflamsyon, kas kütlesinde artma
(hipertrofi), fibrozis, obliterasyon ve hava yollarında
daralma vardır. Bu değişiklikler küçük veya periferal hava
yolu hastalığı, kronik obstrüktif broşiolit gibi terimlerle
tarif edilmektedir.
Akciğer Parankimi
Parankime ait değişiklik amfizemdir. Başlıca iki tip amfizem
vardır: Sentriasiner amfizem, respiratuarbronşiollerden
başlayarak alveol kanalları ve alveollere kadar yayılan,
asinusun ortasının tutulup çevre alveollerin normal
bulunduğu amfizemdir. Sentrilobüler amfizem, sentriasiner
amfizemin bir formu olup uzun zamandan beri sigara içenlerde
görülen amfizemdir. Panasiner amfizem, tüm asinusun
destrüksiyonu ile karekterizedir. AAT eksikliğinde görülür.
Başlıca alt lobları tutar. Üçüncü bir amfizem tipi distal
veya paraseptal amfizem olup asinusun distalindeki alveol
kanalları, keseleri ve alveollere ait amfizemdir. Fibröz
septalara veya plevraya yakındır. Bül ve blebler
oluşturarak, apikal büller fibrotoraksa, dev büller akciğer
kompresyonlarına neden olabilmektedir.
Çok ilerlemiş KOAH’ta pulmoner dolaşım, sağ kalp ve solunum
kaslarında da yapısal değişiklikler meydana gelir.
KOAH’ta irreversibl havayolu obstrüksiyonu nedenleri elastin-kollagen
doku yapısındaki proteolitik harabiyete bağlı elastisite
kaybına bağlı olarak oluşan veya küçük hava yollarında
obliterasyon, distorsiyon ve fibrozistir. Reversibl
obstrüksiyon nedenleri düz kas kontraksiyonu, mukus
hipersekresyonu, mukoza ödemidir. Bu yapısal değişiklikler
remodeling kavramı ile ifade edilmektedir.
TEDAVİSİ MÜMKÜN OLAN BİR HASTALIKTIR...
HİÇ BİR
HASTALIK YOKTUR Kİ ŞİFASI OLMASIN, ÖLÜM HARİCİNDE!!!
0326 413 01 77
0532 631 86 79
0555 347 62 53
0542 215 54 72
Sağlıklı
Bir Yaşam Dileklerimizle... |